“Coğrafya Kaderdir” Dosya Konulu 11. Sayımız Çıktı

COĞRAFYA KADERDİR, TIPKI YAZI GİBİ…

“Fakat ne zarar,
Çin’den İspanya’ya, Ümit Burnu’ndan Alaska’ya kadar
her mili bahride, her kilometrede dostum ve düşmanım var.
Dostlar ki bir kerre bile selâmlaşmadık
aynı ekmek, aynı hürriyet, aynı hasret için ölebiliriz.
Ve düşmanlar ki kanıma susamışlar
kanlarına susamışım.
Benim kuvvetim:
bu büyük dünyada yalnız olmamaklığımdır.”[1]

Sevgili okur,

Nil’den balıkların, Arizona’dan kanyonların, Endülüs’ten El-Hamra’nın, Özbekistan’tan Semerkand’ın, Bosna’dan Srebrenitsa’nın, Kudüs’ten Aksa’nın selamını alıp Anadolu’da birleştirerek size getirdik. Irkı hiçbir zaman ayrımcılık aracı görmeden, dilleri bir farklılık bilip ötekileştirmeden, her karış toprağı Allah’ın yarattığı toprak bilip de geldik.

Bu sayımızda İbn-i Haldun’a atfedilen “Coğrafya kaderdir,” sözünü dosya konusu olarak seçtik. Bu öyle bir cümle ki; ilk okumada şaşırtıyor, ikinci okumada düşündürüyor ve üçüncü okumada ise gerçek manasını hissettiriyor. Coğrafya bir nevi emanettir ve her dönem emaneti korumak adına mücadele verir.

Çünkü coğrafya derken biz; diri gövdemizle verdiğimiz mücadeleden doğan bir çiçek, bir hak ediş demek istiyoruz. Hayalet şehirlerden yükselecek taş gibi bir umudu büyütüyoruz göğsümüzde. Gün gelecek ve biz biriktirdiğimiz umudu savuracağız mirasyedilerin yüzüne. Ve savunacağız emanetimizi!

Çünkü coğrafya derken biz; bastığımız, baktığımız ve vardığımız yeri, toprağımızı diyoruz. İrfanı ile büyüdüğümüz, gözyaşımızla mayaladığımız, üzerinde sevdalar yeşerttiğimiz toprağımız, Türkiye’miz.

Ne güzel söyler Ergin Günçe: “Türkiye kadar bir çiçek.”

Coğrafya; kederdir, neş’edir, emektir, gayrettir, bedeldir, umuttur…

Kaderdir.

Ve kader

Eşref-i mahlûkatın ayrı düşemediği kulluk talimidir.

[1]   Nâzım Hikmet, Fevkalâde Memnunum Dünyaya Geldiğime

İkra'r Dergisi 11. Sayı Kapak

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir