‘Gurbet’ Yüklü 15. Sayımızla Huzurlarınızdayız

“Almanya treni kalkıyor gardan,
Gönül ister mi hiç ayrılmak yardan,
Feleğe sözüm yok böyle yazmış Yaradan,
Belki bir gün dönerim, sen gelme ardımdan.”

Gurbet, adı anılınca boğazımıza atılan bir düğüm. Gözümüzden dökülemeyen bir gözyaşı. İnsanız, hepimiz gurbeti bir köşesinden yaşadık. Kimimiz yabancı bir ülkeye kimimiz yabancı bir şehre giderek yaşadı gurbeti. Hatta kalakaldığımız yerde, hiçbir yere ayrılmadan da yaşadık. Öyle ya yurt edinilemeyeceğini bildiğimiz hâlde dünyaya gelmek de başlı başına gurbet değil midir?

Geride vatan, geride gönül, geride hasretli gözler bıraktık. Bazen Neşet Ertaş gibi sesimize ses bulamadık da geride kalan sesimizin kuru yankısı oldu. Haber bekledik. Çünkü gurbet, yollara düşen yorgun bakışlarımızın adıdır. Turnaların nazlı yârden haber getireceğine inanmaktır. Posta kutusuna düşecek iki sayfalık memleket kokusudur.
Gurbet olmadan sıla olmaz ya, bekliyoruz. Bir tanıdık sesi, hâlden anlayan bir gönlü, kavuşmayı…

Sevgili okur,
Bu sayımızda sizlere gurbeti anlatmaya geldik. Hepimizin bir köşesinden yaşadığı gurbeti, bizim hikâyemizi…
Türk işçiler bundan yaklaşık elli yedi yıl önce ekmek parası kazanma uğruna, kitleler hâlinde Anadolu’nun farklı yerlerinden çıkarak; dili, dini, kültürü, değerleri farklı yabancı bir ülkeye çalışmaya gittiler. Yarım asrı aşan bu süreçten geriye rakamlara vurulamayacak kadar dokunaklı hikâye, özlem, ıstırap ve hayat mücadelesi kaldı. Bir yanı memleket bir yanı gurbet olan kişilerin hikâyesini ve DiasporaTürk macerasını, Yazar Gökhan Duman’ın kendisinden dinleyeceğiz.

Gurbet; geriye şarkılar, türküler, şiirler bırakır. Ferdi Tayfur’un “Almanya Treni” adlı şarkısında olduğu gibi gurbet sanat eserlerine de sirayet ediyor. Almanya treninin kalktığı, İstanbul‘un batıya açılan kapılarından Sirkeci Garı birçok şiire, türküye ilham olmuştur. Sirkeci Garı bundan mütevellit gözümüzde sadece bir gar değil; sanattır, edebiyattır. Sayfalarımız arasında gezinirken siz de gurbet türkülerimizin ve şarkılarımızın sesini duyabilirsiniz.

“Gurbet” diye diye, şiirlerimizle de tanıdık bir ses arayacağız. “Öte Yakanın Sadâsı”na olan hasretimizi anlatıp “Yedi kıtayı vatan belleyen gurbet” için yürüyeceğiz adım adım. İbrahim Çolak’ın özlediğimiz seslenişlerine kulak verirken, gönlümüzün neye ırak neye gurbet kaldığını hatırlayalım diye kıymetli okurlarımızdan gelen “gurbet” mesajlarını da okuyacağız. Gurbette yitip gitmeyi “Acı Vatanın Acı Hikâyesi”nde göreceğiz.

Çiçekdağı’ndan çıkıp garip ömrünü gurbet ellerde geçiren Neşet Ertaş arka kapağımızda gurbet türküleri ile sizleri bekliyor olacak.

Yeni sayılarda buluşuncaya dek; selam, sevgi ve “kavuşmak” ile…

Abdulkadir Ünal
Genel Yayın Yönetmeni

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir