Yeni Bir Yol Hikâyesi İle Karşınızdayız.

“Sıkıntı var, boğuntu var, tedirginlik var; çirkinlik, yalan, her şey var. Ama hep umut var her şeyin içinde. Kısacası, yaşamın gereği, umutlu olmak zorunda insan.”

“Dilimizde sabah keyfiyle yeni bir umut türküsü” düştük yola, yürüyoruz. İnsan umut ettiği sürece vardır. İnsan var olduğu sürece iz bırakma çabasındadır. Biz her seferinde ilk sayımızı çıkarır gibi aynı heyecanla, aynı hevesle, aynı ruhla buluşuyorsak sizlerle işte bu umuttandır. Evvel refîk, bade’t-tarîk derler ya; şiirlerimiz, türkülerimiz, aklımızdan geçenler, kalemimizden dökülenler yoldaşımız olup yolumuzu çizdi bu sayıda da.

Şubat 2016’da başlayan yolculuğumuzda çok badire atlattık, zorluklar yaşadık, hatalar yaptık ama hep güzel için güzelliklerin aşikâr olması için çalıştık, gayret ettik. Maalesef son dönemde gerek bizden kaynaklı gerekse de bizim dışımızda ortaya çıkan bazı durumlar emeklerimizin nakıs kalmasına, size ulaşamamasına neden oldu. Bu hususta hem okuyucularımıza hem de bizlere eser gönderen şair ve yazarlarımıza mahcubuz. Fakat bütün mahcubiyetimize, sıkıntımıza, hüznümüze rağmen siz bu satırları okurken biz yine bütün umudumuzla, sebatımızla sizlerleyiz. İnşallah bundan sonra da sizlerle olmaya devam edeceğiz. Edip Cansever, Umuş şiirinde “nedensiz bir çocuk ağlaması bile / çok sonraki bir gülüşün başlangıcıdır” demişti. Biz de uğradığımız bu sektenin coşkun ırmaklar gibi durmadan akacak güzelliklerin başlangıcı olmasını umut ediyoruz.

16. sayımızda yeni bir yol hikâyesi ile karşınızdayız. İlk sayfada şairimiz bir kurdele takıp yakamıza yollar diliyor bize ve böyle başlıyor yol hikâyemiz. “Gönlümüze mutmain çiçekler ordusunu” da katıp Drina’dan Neretva’ya uzanıyoruz. Musa olup nehir arıyoruz, firavun saraylarına akan. Çocukluğumuza dönüp, udu geziyor ve en masum hâlimizle rahmeti çağırıyoruz.

Yolculuğumuza okuduğumuz kitaplar, izlediğimiz filmler, dinlediğimiz müzikler eşlik ediyor. Mustafa Kutlu’nun “İlmihal Yahut Arzuhal” kitabı, Tarkovski, Suç ve Ceza, Yeşil Yol, Özer Özel sayfalarımız arasında sizi bekliyor.

Yoldan bahsedip Neşet Ertaş’ı anmamak olur mu? Muharrem Balcı’dan Neşet Ertaş’ı dinliyoruz ve fonda “Yolcu Türküsü” çalıyor:
“emanetçi emanetin almadan / ömrünün bağının gülü solmadan / varıp bir canana ikrar verdin mi?”

Dilimizde yeni bir umut türküsü ile yola düşerken, “İnsan umudunu nasıl diri tutar?” sorusuna da birlikte cevap arıyoruz. Çıktığımız bu yolda, bize Şair Furkan Çalışkan eşlik ediyor. Şiir üzerine keyifli bir söyleşi sizleri bekliyor. “Yaşamak nasıl umursanır?” sorusunun cevabını kendisinden dinliyoruz.

Ve sonra şehrin tüm ışıklarını söndürüp cilasız, pırıltısız ve en duru hâlimizle yıldızlara dönüyoruz. Umut ile yollara düşüp yıldızlı bir gecede konaklıyoruz ve “kalbimiz olaysız bir şekilde dağılıyor.”

Başka bir hikâyede buluşmak üzere…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir