Tevhid ve İmtihan

Herkes kendi kıssasını yaşayıp hissesini tadar (veya tadamaz). Kalbimizde tevhitle ilgili en ufak bir maraz, kontak, kısa devre yahut defo varsa, o döner dolaşır bizi bulur. Veya bazen de Allah kulunun mertebesini yükseltmek için okulunun, imtihanının derecesini arttırır.  Yunus Emre’nin de dediği gibi “O’nun kahrı da hoştur, lütfu da”.

Allahu Teâlâ tevhidle olan, -olabilecek ve olması muhtemel- marazımızı en iyi bildiği için bizlere bazı uyarılar gönderir. (Mesela sağlık bunlardan sadece bir tanesidir.  Denir ki Firavun’un 100 yıl boyunca bir dişi dahi ağrımamıştır.) İmtihanlar insanın derecesine göredir ve her imtihan insanın içinde tanrı olma, her şeye hükmetme, her işini tasarlayıp oldurma isteğine karşı sivri uçları törpüleyen bir araç olma özelliği taşır. Sebebe bakıp müsebbib-i esbaba ulaşmak bu yol iledir. Bu yönüyle “Rab”  Allah Teâlâ’nın en önemli sıfatlarındandır.  Ne ondan ayrıdır ne ondan gayrıdır. Rab, rabbe kökünden gelir ki anlamı terbiye eden anlamına gelir. (Pek kullanmasak da eski Türkçe de mürebbiye kelimesi aynı kökten türemiştir.)

Tevhid kelimesinin ilk kısmı olan “La ilahe” kelimesi, yeryüzünde egemenliğe soyunan sahte rableri diğer bir anlamıyla tüm tağutları inkârdır.Bu yönüyle diyebiliriz ki tevhid insanın, eşyanın, evrenin naturasında vardır. Eğer bir yerde bir düzen varsa ve bu düzende her şey harikulade gidiyorsa orada tevhidin varlığından söz edebiliriz. Evrenin mikro ve makro düzeydeki düzenine baktığımızda, ontolojik ve kozmolojik delillere baktığımızda o sistematik ve kusursuz işleyiş tevhidi temsil eder. Yani eşyanın hakikatinde, aslında olan şeydir tevhid.

Misal verecek olursak Mekkeli müşrikler İslam’ın tevhidin bir insan, bir beşer mahsulü olmadığını, ilahi bir mesaj olduğunu bilmiyorlar mıydı? Ya da bilerek, doğrusunu, hakikatini bile bile mi İslam’ı reddedip Hz. Muhammed (sav)’i yalancılık, şairlik, mecnunluk ile itham ettiler? Evet, bilerek. Deliller apaçıktı ve müşriklerin kendi istekleriyle kendilerine gösterilen mucizelere karşı bile iman etmeyişlerinin ana nedeni inatlarıydı. İnat bir insanı mümin de yapar, kâfir de. Mühim olan verilen rezîletleri bir fazilete dönüştürme gayesi olsun. Yeter ki o yolun yolcusu olup, o tohum toprağa gömülsün.

Müşrikler, imanın gelişiyle, onların önceki sistemi, korkunç düzeni, rantı, şirki, o pagan inanışını alt üst etmesini ve statülerinin ciddi zarar görmesini kendilerine yediremiyorlardı. O rantı, zengin-fakir ayrımına düşerek paylaşmayan zaten müşriktir. Efendimiz bu düzeni sağlamlaştırmak ve İslam’ı toplumla bağlayabilmek adına Allahu Teâla’nın inayetiyle Yesrib’e hicret etti. Ve Yesrib’te tevhidin mahiyetini aşkın olana bağlanmaya, Allah’a bağlanmaya ittiği beşeri düzen ve insanı aşkın olana yönelttiği sistem doğdu.  O asra asr-ı saadet denilmesinin sebeplerinden biriside saadetin bu düzenle tertip edilmiş olmasıdır. O tevhid merkezinde şehir inşa edilir. İslam şeriatıyla imanın o tohumunun tevhid tohumunun ağaca dönüştüğünü görüyoruz. Yani en temel motivasyon, o düzenin değişme korkusuydu.

Kur’an-ı Kerim’de Ahsenü’l Kasas olarak nitelendirilen Hz. Yusuf (a.s.)’ın kıssası bize birçok açıdan örnek teşkil ediyor. Geçenlerde katıldığım bir konferansta konuşmacı “herkesin bir Yusuf kıssası vardır” dedi. Şaşırdım. Gerçekten de her insanın bir çocukluk dönemi, kuyuya itilme, ihanet, kuyudan çıkarılma, Züleyha ile sınanma, aziz olma, kıtlık ve bolluk, sevdiklerinin hasretine katlanma vs. dönemi vardır. Tevhid tüm bu zor zamanlarda sığınılacak bir liman ve takip edilecek bir ışıktır. İmtihan tevhidin bir gereğidir.Mühim olan inancın, imanın o safhalarda sağlam kalmasıdır.

İnanmanın bedeli elbette ağırdır. Nemrut o yüzden Hz. İbrahim (a.s.)’i ateşe atıyor, Hz. Yakup(a.s.) oğlunun yokluğuna sabrediyor, Hz. Eyyüp(a.s.) bu yüzden hastalığa şükrediyor, peygamberler bu yüzden en yakınlarıyla, sevdikleriyle sınanıyor.

Ve’l hâsılı kelam inancın tevhide dönüşmesi lazımdır ki, imtihanlar da zaten bunu sınamak içindir. Bu geçici hayat mümessilinde müminler için imtihanlar bir aroma vericiden başka nedir?

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir