Değişen Çocuklar Mı Yoksa Etraflarında Dönen Dünya Mı?

Ahh çocuklar! Bu kadar kolay değildir çocuk deyip geçmek onlar geleceğimiz, ışığımız ve servetimiz üstüne titrediklerimiz…

Peki yetiştirmek kolay mıdır onları? Nasıl bir disiplinle yetiştirmek doğrudur? Gelişigüzel,ilgi ve alaka görmeden, doğru yanlış nedir anlatmadan, o küçük yürekleri yalnız bırakarak hayatla tanıştırmak doğru mudur? Daha açıklayıcı olursak çocuktur ister deyip her istediğini yapmak ,kendisini olumsuz etkileyen zararlı davranışlarına ses çıkarmamak ve sınır getirmeyip disiplin altında olmadan serbestçe yetiştirmek ne kadar doğru?

Ebeveynlerin bu konudaki tutum, davranış ve düşünceleri şu sekilde olmalıdır zannımca “Çocuktur neyin doğru olup olmadığını bilemez her şeyi ister. Bizim, anne ve baba olarak onun istekleri karşısında uygun bulup bulmadığımızı yapacağımız açıklama ile ifade etmeli uygun değilse de bunun mümkün olmayacağını kızmadan, bağırmadan,çocuğu ürkütmeden açıklayıp bu isteklerini reddettiğimizi anlatmak, şımarıkça tavırlarına doğru bir yöntemle engel olmaktır. Sonuçta büyüdükleri zaman topluma uyum ve kişilikleri açısından bu çok önemlidir.” Vicdanen her anne baba kendine bu soruyu sorup cevabını vermelidir ki cevabı hayır ise düşünme etkinliğine dahil olmaları gerekmektedir. Bunların bilincinde olup da iş eyleme dökmeye gelince görmezden gelinenler varsa daha derin bir düşünme etkinliğine dahil olmak gerekir ki, görmezden gelmenin faturası uzun vadede de pahalıya patlayabilir.

Aşırı baskı çocukta dönülmez ya da dönülmesi zor etkiler yaratabilir çocuk her hareketinde tepki alacağını düşünüp duygularını,düşüncelerini hatta kendini savunmaktan bile biçare olabilir netice de özgüveni olmayan bireyler yetişir bunları aşmak da zaman alır bu durum kişisel gelişim için büyük bir zaman kaybına yol açar. Her istediği yapılan bir çocuk düşünün zamanla aşırı bir özgüven patlaması yaşayacak davranışlarını kontrol etmediği için ödev ve sorumluluk bilincinin ne olduğunu bilmeyen bireyler yetişecek ve de istediği her şeye olumlu cevap verildiğinden hayatı boyunca her şeyin istediği gibi olacağını sanacak ve gerçekleri gördüğünde hayal kırıklığı yaşayacak bunun sonucunda da hem kendisi hem de toplum adına aksaklıklar meydana gelecektir.

Ne aşırı baskı altında ne de aşırı bir serbestlik içinde hak,ödev,sorumluluk,adalet,eşitlik,inanç ve iman noktasının uygun bir dille anlatıldığı; hayatta nelerle karşılaşacağı , çocuğun hangi isteklerinin uygun olup olmadığı yine uygun bir dille anlatılan çocuklar özgüveni tam,güzel ahlaklı,davranışlarını sorgulayan ve toplum içinde uyumlu,sevilen ve imanlı inançlı doğru yolun yolcusu olarak yetişirler.

İlgi ise çocukların kalplerinin kilidini açan baş anahtarlardan biridir. İlgisiz yetişen bir çocuk susuz kalmış bir fidan gibidir. Hayattan hiçbir beklentisi yoktur çünkü beklese de onu destekleyen, önemli adımlar atsa da zifiri karanlığın içinde yanan bir mum misali attığı önemli adımların ailesi adına bir önemi yok. Bu yüzden de hayallerinin peşinden koşsa da onlara ulaşamayacağı algısı bilinç altına yerleşmiştir. Bir daha hiçbir şey isteyememiştir hayattan, hayali bırakın hedef kurmaya bile cesaret edememiştir. Halbuki yeteri kadar ilgi görseydi yaşarken tabuta konmaz,topluma kazandırılmış ‘can’ , ‘umut’ ve ‘ışık’ olmaz mıydı ? Sevmek ve sevilmek nedir bunu bilir ve yaşamaz mıydı? O zaman hayat ne kadar acımasız olsa da ona inat her şeyin üstesinden imanı ve inancının verdiği kolaylıkla sevginin verdiği umutla daha kolay gelmez miydi? O zaman çocuklarımıza hak dini İslam’ı anlatır aynı zamanda tam manasıyla “sevgi” ile yaşatmış olmaz mıydık? Katettiğimiz çok yol olduğu gibi katedeceğimiz daha çok yolumuz var. Allah her konuda yardımcımız olsun ve bizi doğru yolundan ayırmasın inşâallah.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir