Hesapsız Yüreklere

Hesap etmeden severdik, sonunda ne olacağını düşünmeden..

Neden mi severdik? Severdik çünkü.. Başka açıklamamız yoktu. Çocuktuk, masumiyet yüklüydü tüm duygularımız. Gördüğümüz, duyduğumuz hiçbir şeyin altında başka manalar aramazdık her şey tam da göründüğü gibiydi o zamanlar..

İlişkiler garantili, gülümsemeler sahte.. Hesap yapmak için matematiğe ihtiyaç duymayacak kadar zeki(!) insanların sayısı artıyor gittikçe. Kıymet verilecek insanın profili kabardıkça kabarıyor. Bu gidiş çağımızın düşünen insanının kulağına bir felaketi fısıldıyor.

Yalnızız.. Zarif şairin de deyimiyle kemik gibi bir yalnızlık, ne yana dönsek batıyor, acıtıyor..

Ne çok zorlaştırıyoruz hayatı birbirimize farkına varmadan.. Ne de çok yorulmuşuz, tahammülümüz ne kadar da azalmış..

Adımlarımız kontrollü, hata yaparsak yanarız..

Tek kişilik dünyalar, 1+1 hayatlar.. Azalıyoruz, küçülüyoruz, kısalıyoruz ve rahatsız değiliz bu durumdan.

Çocukluğum gelince aklıma burnuma bir koku geliveriyor. Huzur veriyor, acıtıyor biraz da. Bu zamana olan uzaklığı, hayal olmanın ötesinde bir varlığının olmaması korkutuyor bir yandan da.. Bir şarkı çalınıyor kulaklarıma;

Biz büyüdük ve kirlendi dünya!

Belki de bu yüzden, nerede bir çocuk görsek gülümseriz, içimizde bir şeyler canlanır. Hayat bulur kırık yanlarımız, inanamayız karşımızdaki saflığa.. Bizim dünyamızda bu ifadenin de manası farklıdır zira..

Bu kadar sahteliğe katlanmaya değecek bir şeyler illa ki var hayatta, eskimeyen dostluklar gibi, içten gülüşler gibi, saçmaladığında ayıplamayan, onu bile paylaşan güzel yürekler gibi..

Yalan dünyanın yalan düzenindeki hazinelerime.. Dostlarıma.. Hepimize.. Hiçbirimize..

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir