Kainat’ın Efendisi’ne

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla …

Evvelâ

Kâlûbelâ

Vardı.

İlklerin de ilki.

Ruhun tene bürünmeden önceki son hâli.

Cân’ın Cânân’a,

Cânân’ın Rahman’a olan ilk sözün vakti.

O vakitte Cânân’ın zikri belli etti kendini.

O öyle bir zikirdi ki

O’nu yoktan var edene bir şükürdü sanki.

Öyle ki

Kâinatı o zikir sebebiyle yarattı Âlemlerin Rabbi.

O zikir tene bürününce kâinat kavuştu Gül’üne.

O Gül ki açtıkça açacaktı.

Bülbüllerin sûreti değişse de Gül hep aynı kalacaktı.

Nûr’u tüm kâinatı;

Dünü, bugünü kaplayacaktı.

Karanlığı ışıklara kavuşturan Rahman;

Bizlere olan sevgisini o Gül ile;

Efendimiz Muhammed Mustafa’yla tüm kâinata duyuracaktı.

Ahlaksızlıkla kavrulan Hicaz çölleri

O’nun ahlakıyla cansuyuna kanacaktı.

Ve 610 yılının Ramazan ayında Hira Nûr Dağı’nda

Bir ses yankılandı.

Hakk ile hakikat arasındaki perdeler o sesle aralandı.

Sûretlerin unuttuğu sevgiyi ve ahlakı

Allah’ın Resûlü kâinata hatırlattı.

Tüm kâinat Muhammed Mustafa’yla Allah’ın sevgisini tattı.

Ve ‘Kalpleri birbirine ısındıran yalnızca Allah’tır.’ ayetinin sıcaklığı tüm kalpleri sardı.

Fakat kimi kalpler vardı.

Onlar Kâlûbela’da verdiği sözü unutanlardı.

Onlar Allah Resûlünü evi olan Mekke’den mahrum bırakanlardı.

ve Allah Resûlünün gönlünde vedanın getirdiği bir hüzün vardı.

Nûr’un tecellisi olan gözlerinde belirdi rahmet damlaları.

Bu veda ki tüm kâinatın sevgiyle ve imanla vuslatı.

Bu veda ki aydınlattı ahlaksızlıkla kararan o girdabı.

Rahman yeryüzündeki ahlakın imarı kıldı Cânân’ını.

Kız çocuklarını ölüme terk edenlere,

Kadın bedenini metâ hâline getirenlere rağmen

‘Kadınlar size Allah’ın emanetidir.’ dedi veda ederken.

Ve Cânân ile Rahman’ın vuslatı yaklaşmıştı.

Nûr’u, sevgisi ve ahlakı tüm kâinatı kucaklamıştı.

‘Kardeşlerim’ hitabıyla bizlere olan sevgisi asırları aşmıştı.

Sûretini görmek ümidiyle yattığımız her gece

Bizleri daha da yaklaştırdı Kâinat’ın Efendisi’ne.

O ne güzel bir sûretti ki

Yüzündeki Nûr gösteriyordu rahmeti.

O ne güzel bir ahlaka sahipti ki

Rahman oldu ahlakının şahiti.

Gel Ey Sevgililer Sevgilisi.

Gel Ey Nebiler Tesbihinin İmamesi.

Gel ki gönüllerde sönen sevgi odu yansın.

Gel ki kanlara bürünmüş Kudüs,

Sen’in Nûr’unla Nûr’lara boyansın.

Gel ki uyumakta olan sûretler

Sen’in misk kokunla bu gafletten uyansın.

Sen ki bu kâinatın fikrinde ve zikrinde kalansın.

Sen ki ahlâkın ve sevginin imarı olansın.

Gel ki Ya Resulallah,

Kâinat cansuyuna kansın!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir