Kalemle Varoluş

“Nun. Kaleme ve yazdıklarına andolsun.”

Kelam ile varlık kazanan Âdem’in emanetini kalem ile var olarak sürdürmek kainatın sonsuz bestesinin yüreğinde yankılanmasıydı insanın.

O halde aç kitabını, defterini
Sürün satırlarında ki asıl kendini ve tüm âlemi elinden tutup kaldırabilesin!
Ayın sahte ışığına aldanmayıp yıldızların nurlarını avuç içlerine içirebilesin, güneşin yüzünü yakabilesin parmak uçlarınla ve zulmü tek bir parmakla yıkabilesin…

Âdem olmak kelimelerin gücünü gönle hükümran kılmakla başlar ve yeryüzünün adamı/halifesi olup adanmakla nihayet bulur. Yani bir ömrü kelam ile kalem arasına sığdırmakla…
Zira Âdem’i, adem(yokluk) den ayıran da yine bir harfti…
Çünkü ebedi yaşamın soyut elbisesi olan ruh insanlığın kitabıyken, kalem insanlığın alfabesi, elif’i… Zulmün ve ihanetin kol gezdiği bir güzergâhta ellerine takıştırdığı ölümsüzlük kanadı… Sağırlar ordusuna karşı hakikati savunduğu müzikal bir miğferi…

Nun…

Firakın sona erip vuslat şarkısının zirvede dalgalandığı buluşma vakti,
Hakikat cennetinden kovulan her ruhun mutlak surette ademden soyunup Adem olduğu satır başı, kalem çizgisi… Çünkü biliyorduk ki, vicdanların deniz kıyılarına vurduğu dünyada varoluş bestesi olan bir tek harfin kâğıda değdiği buluşma yeri ancak insanın özüyle birleştiği Arafat olabilirdi.

“Kaleme ve yazdıklarına andolsun…”15

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir