Tanbur

öyle parlıyordu ki gözleriniz
ellerimle içebilir miyim
diye düşünmedim değil
kanamadan kurudu pınar
kandıramadınız
maharetliydi elleriniz
müthiş koşullar oluşturuyordu
o kavurucu güneşte
serin gölgeleri vardı gülüşünüzün
tambur sesini sevdiğinizi söylüyordunuz
ud sesi gibi ağlıyordunuz
elleriniz hep, olmayan kılıcınızın kınında gibiydi
Nasıl da cephe almıştık çıkmayan savaşlarda
elimizde tek bir silah vardı
adaletten yapılma olanı değil de
hayalden yapılma olanı tercih ediyordunuz
velhasıl vurdular sizi, durduramadık ansızın..
kelimeleriniz oluk oluk aktı
öyle ya sustunuz
mani olamadık.
apartmanların denize karşı olduğu yerlerde şimdi
biliyorum tanbur sesi arıyorsunuz
biz de hiç duymadık

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir