Zamana Sıkışmışların Öyküsü

Yılın en sevdiğim vakitleri… Yüzüme doğru esen serin rüzgar beni dinç tutmak için çabalarken güneş nazlı nazlı sırtımı sarıyor. Rüzgarla güneşin kavuşmasına engel olduğumu hissediyorum. Darılıyorlar mıdır bana acaba?

Arka apartmandaki adını tam hatırlayamadığım komşumuz – hayır, komşuluk ölmedi! Bizim buralarda komşuluk mefhumu şanına yaraşır şekilde yürür, sadece benim hafızam zayıf. – her zamanki gibi balkondan torununa sesleniyor. Başımı balkonun demir parmaklıklarına yaslayıp aşağıya bakıyorum. Sokakta mavi önlüğüyle top peşinde koşturup, kendi kalelerine her top girdiğinde “ ofsayt! “ diye bağıran çocuğu arıyor gözlerim. Fakat onun yerine elinde ekmek torbasıyla gelen liseli genci görüyorum. “ Zaman su gibi akıp geçmiş “ klişesinin tam ortasında buluyorum kendimi. Aradan yıllar geçse de bazı şeyler hiç değişmiyor. Adını hala hatırlayamadığım teyzenin torununa yıllardır aynı ses tonu ile seslenmesi gibi… Sahi, ofsayt ne bilmiyorum.

Çalan radyonun sesini biraz daha yükseltip kazağımın tüylerini temizlemeye devam ediyorum. Çok dikkatli olmam lazım; çünkü en ufak bir dikkatsizlikte jilet kazağı belki de parmağımı kesebilir. Babamın her gördüğünde battaniyeye benzetmesine rağmen bu kazağı seviyorum. Oysaki ben battaniyeleri sevmem. Radyodan yükselen ses “  Mecnunum Leylamı gördüm “ diyor. Leyla zühre yıldızıyla eşmiş, daha da ötesi şavkı Mecnun’u yakmış geçmiş. Mecnun, Leyla… Bizim gibi zamana sıkışmışlar pek anlamıyorlar galiba. Gönlü olan anlar demişlerdi oysa.

Ve sonra annem geliyor. Beni izlediğinin farkındayım ama kafamı kaldırıp bakmıyorum. Bir annenin kızının yaptığı işe gözleriyle nazar etmesi… Bu büyüleyici ve romanlara konu edilesi anın bozulmasına yüreğim el vermiyor. “ Oyun ettin iyice kendine” diyor gülerek. Biraz gönül koyuyorum bu muazzam manzarayı bozdu diye. “Öyle Ayşe Hatun” diyorum. Böyle hitap etmemi sever biliyorum. “Büyüklerin oyunu bu kadar olur değil mi anne?” diyorum. Gülüyor yine. Gülümsemem anneme benziyorsa sahiden güzel gülüyorum demektir. “Büyüklerin oyunu bu kadar olur” diyor.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir