Kulluk ve İbâdet

İlgili âyet-i kerîme: Ben cinleri ve insanları ancak bana (ibadet ve itâatla) kulluk etsinler diye yarattım (51 Zâriyât Sûresi: 56). Âyet-i Kerîmede kulluk için yaratıldığımız belirtiliyor. Bizleri yaratan Allâh bu görevi vermiş. Sahibimiz, yaratıcımız, rızkımızı verenimiz, öldürenimiz, diriltenimiz O’dur. Bizim bu konularda irademiz yok. Gücümüz, kudretimiz sınırlı. Öyleyse haddimizi bilmemiz bizim için çok güzel ve yerinde olur. Haddimizi bilmemiz yaratıcımızı bilmek, O’na inanmak, emirlerine sımsıkı sarılmak, kulluk etmek vb. ile olur. Gönderdiği peygamberleri kabul etmek, onlara bağlanmak, dediklerini tutmak gerekir. Böyle yapmayıp da kendi kafamıza göre, kendi düşüncelerimize göre bir yol çizersek sonuç felâket olur. Örnek çok ama bir tanesi yeterli olacağı için aşağıdaki örneği okuyalım. Hubel Putunun İlk Dikilişi Arapların arasına şirki (Allâh’a ortak koşmayı) sokan ve onların putlara tapmalarını teşvik eden ilk kişi, Amr İbn-i Lühay İbn-i Kam’a’dır. İbn-i Hişâm Amr İbn-i Luhayy’ın, Arabların arasına puta tapmayı nasıl soktuğunu şöyle rivâyet ediyor: “Amr İbn-i Luhayy, bir kısım işlerini görmek için Mekke’den ayrılıp, Şam’a gitmişti. Belka bölgesindeki Maab şehrine-O zamanlar burada Amalika adı verilen bir kabile yaşıyordu. Onlar (Imlâk)’ın çocukları idi. Imlâk İbn-i Lâviz İbn-i Sâm İbn-i Nûh da denir-gelince, onların putlara taptıklarını gördü. Onlara: “Taptığınızı gördüm, şu putlarda neyin nesidir?” diye sordu. Onlar da ona: “Bunlar putlardır. Biz onlara taparız. Yağmur isteriz onlardan, bize yağmur yağdırırlar. Onlardan yardım isteriz, bize yardım ederler” diye cevap verdiler. Bunun üzerine Amr: “O putlardan bana bir tane verseniz olmaz mı? Ben onu Arap diyarına götüreyim de, onlar da ona tapsınlar” dedi. Amalika’da Hübel denilen putu ona verdiler. O da bu putu yanında Mekke’ye getirip dikti ve halkın ona tapmasını, yüce kabul etmesini emretti.” İşte Arap Yarımadası’nda, puta tapma böyle ortaya çıktı. Arapların arasında şirk de böyle yayıldı. Araplar üzerinde bulundukları tevhid inancından bu sebeple ayrıldılar. Onlar Hz. İbrâhîm (a.s.)’in ve Hz. İsmâîl (a.s.)’in dinini, başka inançlarla değiştirdiler. Diğer ümmetlerin uğradıkları dalâlete (sapıklığa), inanç ve ibadetlerdeki çirkinliklere onlar da bulaştılar. Fıkhu’s- Sîre, Dr. M. S. Ramazan el- Bûtî, sh: 48, 49. Eline çeşitli aletleri al, kayalardan, taşlardan putlar yont, sonra karşısına geç tapın, yardım iste. Yağmur iste yağdırsın, yardım iste yardım etsinler. Sende hiç akıl yok mu be adam? Günlerce, haftalarca uğraşıp put yapıp tapacağına ve ondan yardım isteyeceğine kendin yağmur yağdırsana; sen değil misin onu yapan? Yaptığın putta ne güç kuvvet var? Akıllısın demeyeyim ama hiç olmasın sen canlısın. Aklı, mantığı, ilmi, düşünceyi, ahlâkı bir kenara atıp bir sürü insan bir de o adama uyup tapınmasınlar mı? İş bu kadarla kalır mı hiç? Aklı, merhameti, utanması, ahlâkı çöküp bu seviyeye düşen insanlar daha neler yapmazlar ki? Ne de olsa istediği gibi düşünmek, istediğini yapmak serbest. Önlerinde bir engel yok. Bu cümleden olarak istediği kadar yer, diğerleri aç olsa da umurunda değildir. Serbest değil mi? İstediğini yapar. Kız çocuğunu öldürür. Onun düşüncesine göre, kız çocuğu büyüyünce kötü şeyler yapar da babasını zor durumda bırakır, babasını utandırır. Öyleyse onu küçükken öldürmek tek çaredir. Adeta yılanın küçükken başını ezmek gibi bir şey. Ve kız çocuğu, babasına olan merhametinden dolayı, babasının elbisesinin tozlarını silkelerken, babası açtığı çukura kızını diri diri gömer ve rahatlar. Bizim de çocuklarımızı maddeye gömüp manevîyata aç bırakıp öldürdüğümüz gibi. Allâh seni bunun için mi yarattı?

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir