Ne Sorunsalı

Şimdi, sizlere kaderi ispatlayacağım.Kaderin yanında Rabb’imizin her daim bizi gözettiğini ve her daim yanı başımızda olduğunu da ispatlamış olacağım. Nasıl mı? Çok sabırsızsınız!
Mesele çok basit.Her gün kendime binlerce soru soruyorum. Geçen gün yine aynı teranelerle uğraşırken, yazı hayatıma daha düzenli ve akılcı bir yön vermeye karar verdim. Edebiyatı seviyorum. Elimde kalemim var, ve çok şükür bir ‘elim’ var, araştırmayı da seviyorum…Ancak, araştırılacak o kadar konu var ki! Düşündükçe işin içinden çıkamaz oldum.

Kendi kendime düşünmekten yorulup kitaplığımın önünde durdum… Marifetnâme’nin ikinci cildini kucağıma koydum.Öylesine bakınırken 786. sayfaya ilişti gözlerim.Ben işte o anda benliğimden çıktım. İşte o anda, aradığımı buldum ve Rabbimin uyarısını Erzurumlu İbrahim Hakkı vesilesiyle okuyuverdim,

Hayriye Nabi’den alınmıştır:

  1. Bu öğüdümü kulağına asılı bir küpe eyle: ‘Sakın kimseye fazilet satmaya kalkışma!’
  2. Ayrıca halka satacak ilme heves edip de boşuna nefesini tüketme.
  3. Öyle bir ilme çalış ki, gerçekte onu bir sen bilesin bir de Allah.

Ben dersimi aldım üstadım!Bu kadar hızlı ve net bir uyarı bekliyordum dersem, bana inanmayın. Hani nerde kaderin ispatı diye soruyorsanız, bundan sonrasını okumayın.
İşin en çetrefilli anları şimdiden sonra başlıyor. Niyetimi tamamladım ve yolumu buldum, Elhamdülillah.NE? Sorunsalından Nasıl? Sorunsalına terfi ettik. Nasıl’ın en önemli noktasını öğüdümüzden edinmeyi ihmal etmeyelim…
Bu kadar hızlı etkilenip gördüğüm en ufak bir uyarıyı kendime şiar edinmem tuhaf gelebilir. Aslında değil. Hayatta karşımıza çıkan bir çok uyarı var. Biz kainatı ve yaşadığımız ortamları okumayı bilmediğimizden dolayı çoğunu kaçırıyoruz. Benim yukarıda bahsettiğim şey ise ‘Sen Allah’a bir adım atarsan O sana on adım gelir demenin kanıtıdır.Çünkü Marifetnâme, kitapların arasında okunmayı beklediğinde yüreğime akıp bana kendini okutmuyor…
Anlaşılmayan noktaya açıklık getirmek gerekirse ne zaman kafam karışık olsa… Ne zaman yönümü karıştırsam… Hangi yöne gideceğime bir türlü karar veremezken kitaplığımla aramdaki bağı tazelediğim her an, bana kucak açan ve tam anlamıyla yol gösteren bir söz bulurum. Rabbim buldurur. Çünkü her şey O’nun kudretindedir. Bizim ufacık bir meylimiz buna yeter. İşte kastettiğim o ufacık meyildir. Yönelecek onca yolun içinde O’na yakınlaştıracak yola meylettim diye, bana yazım hayatımın en önemli üç kuralını bahşettiği için şükürler olsun…
Bu dünyaya bir amaç uğruna geldiğime inanıyorum. Bu amacımın ‘Allah’ı bulmak’ doğrultusunda biçimlenmesi gerekiyor. Çünkü ben bir insanım, Allah beni yarattı ve bu dünyaya gönderdi. Kaburgalarımın arasına bir kalp kafatasımın içine ise bir akıl yerleştirdi. Bunların yanı başında bir baş belası olarak nefsimi bedenime teslim etti. ‘İşte’ dedi. ‘Senin en büyük savaşın bu’. Üçünü bir elden idare etme sorumluluğu oldukça ağır. Üstelik insanlara bir şeyler anlatmak istiyorsan. Hem anlayışlı ve hoşgörülü bir dil gözeteceksin hem aklınızı kullanacaksın hem de bütün bunların yanında nefsine sözünü geçireceksin. Yapabilirsen…
Bundan sonrasında: İlk iş olarak kendimi öldürmem gerekiyor, izninizle. Çünkü insanlar için değil hakikat için yazmam gerektiği konusunda uyarı aldım. İşin içine nefsim bulaşmamalı. Size iyi günler, Ben bir ölüp geliyorum.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir