Vakit Değil

Kardeşim,
Vakit ağlama vakti değil. Vakit, gözyaşlarını saklayıp doğru yerlere öfke besleyip büyük bir dirayetle harekete geçme vakti. Elbet gözyaşlarımızı dökeceğimiz zamanlar da gelecek. Elbette üzülüp çaresiz kalacağımız zamanlar gelecek. Yalnız şimdi, harekete geçmediğimiz her vakit, daha büyük kayıplar kapımızı çalmaya devam edecek!

Kardeşim,
Vakit ayrışma vakti değil. “Sen öyle yaptın, ben böyle yaptım, o böyle yaptı…” cümlelerini bir kenara bırakıp – gerekirse – kapı kapı dolaşıp yardım toplama vakti. Bütün ideolojileri, çatışmaları, seninki – benimki doğru algılarını rafa kaldırıp “birlikte buluşacağımız noktaları” doğru analiz edip “merhamet duygularımızı” açığa çıkararak elimizden ne geliyorsa fazlasını yapma vakti.

Kardeşim,
Vakit, kimseyi suçlama vakti değil. Eleştirme vakti hiç değil. Şucu/bucu partizan ayaklarını ve kafe köşelerinde oturup uzaktan “kendine gündem oluşturma” ayaklarını bırakıp kaldırılmayı bekleyen bu “vicdani sorumluluk işine” iki elle sarılma ve kaldırma vakti. Bu esnada yaşananları konuşarak, eleştirerek, analiz yaparak hiçbir yere varamayız. Kaldı ki analiz/ler yapmak için artık çok geç kaldık. Bu yüzden kendini insan sayan her bireyi tutup kolundan bu farkındalık uğrunda çalışmaya davet etmeliyiz.

Kardeşim,
Şunu unutma! Sen bu satırları okurken bile şehirlere bombalar yağıyor/insanlar canlarının mücadelesini veriyor ve gerçeklerde yaşamaya devam ediyorlar. Bu yazıyı evinizde okuyorsanız, onların kalacak evi yok. Arabada okuyorsanız, arabayı bırak, arabaya binecek kolları – bacakları yok. Sevdiklerinizle paylaşmak isteseniz, onların paylaşacağı sevdikleri (artık) yok. Kızacak, öfkelenecek hatta konuşacak vakti yok. Yiyecekleri tükenmiş, suları bitmiş, soğuk havanın en soğuk tarafındalar.

Yokluğun da yokluğunda, çaresizliğin de çaresizliğindeler.

Senden ricam; hadi kalk! Harekete geç. Hiçbir şey yapamıyorum deme. Hiçbir şey yapamıyorsan en azından Halep için bir mesaj at, sadece 5/10 lira. Annene, babana, abine, ablana, arkadaşlarına, çevrene birilerine söyle, attır o mesajları. Ve sadece açıp ellerini “Allah’ım sen büyüksün, onlara yardım et…” de. Ama en az “bir şey” yap.

Bunu “bugün ona, yarın bana” bencilliğiyle değil, insanlığın varoluş temelini esas alarak yap.

Ve unutma;
“Bugün ona yapılan yarın sana da yapılır değil, bugün ona yapılan yarın sana nasıl sorulur?”

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir