Ve Aşkla Aşk Yaratıldı

Gözlerinin içini aydınlatan, kalp atışlarını hızlandıran, rüyalarında gülümseten, gece karanlığında ışığın, gündüz güneşinde gölgen, hayatında miladın olan bir duygu nasıl olur da kötü olur ?
“AŞK” nasıl olur da haram olur ?
Bu öyle bir duygudur ki yalan sözler içinde mücevher, kem gözler içinde esrar-ı gevherdir.
Sevgiyi yaratan bu kadar özel ve güzel olur da aşk kötü olur mu hiç ? Zaten Hak Teala kendi kitabında Duha suresi 5. Ayette:”Rabbin sana verecek ve sen hoşnut olacaksın.” buyurmuyor mu? Allah bu kalp çarpıntısını öyle güzel bir zamanda verir ki hoşnut olmak şöyle dursun  sevinçten gözlerin görmez, kulakların duymaz olur. Her uzvun sevdalandığın kişiye döner. Zati Zülcelal-i vel ikram her şeyimizi bu doğrultuda tasarlamıştır . İnsanı yaratırken en güzel özellikleri serpmiştir ruhuna;
Sezgi serpmiş yaşanacakların değerini bilsin diye
Vefa serpmiş yaşananların kıymetini anlasın diye
Mantık serpmiş yaşadıklarını unutmasın diye
Ve sevda serpmiş yaşanacaklar, yaşananlar ve yaşadıklarını gönlüne sığdırsın diye..Gönlüne sığan her yere sığar. Gönlünün sığdığı yere handa sığar iki çift gözde azizim.Alemlerin Rabbi de her yaşattığı ve yarattığını “AŞKLA” yaratır ve her yarattığını alevle hava arasına yeryüzünü yerleştirdiği gibi sığdırır fikrimce..

Gelelim aşkın vakti ve kişisini şaştığında haram kılınmasına.. Bu sınırsız verilen duygu yolunu kaybettiğinde ve batıla kendini fazla kaptırdığında Hakkın nazarında hüsrana uğrayanlardan olur. Kendisi sevdiğini Cennet-ül Ala kapısına yazmış ve o misk-i amber kokulu peygamberime tüm aşkını vermiştir.“Ey Habibim tüm kainatı senin için yarattım.” demek maneviyat değilde nedir ? Güzel ahlakın timsali, eminliğin misali olarak Muhammed’ini yaratmak hissiyat değilde nedir ?

Adem için Havva’yı yaratan Rabbim neden aşkı haram kılsın? Rahim olan Allah sevmeyi, istemeyi haram kılmaz. Bakmayı, dokunmayı günah buyurur. Her şeyi vaktinde sever, vakti de ister O. Recep ayında kurban, öğle ezanında iftar, ölüm anında müslüman olunmadığı gibi vakti gelmeden de yar olunmaz.
Mübarek Ramazan ayında iftarı beklerken sevmiyor musun, özlemiyor musun boğazının kuruluğuna tek çare suyunu? Hasret kalıyorsun. Hatta iftar vakti yaklaştıkça daha bir heyecanlanıyor, sabırsızlanıyorsun. Ve ezan-ı mübarek yedi gök semada şevk ile işitildiği vakit dudakların yaşıyor vuslatını.
Rabbin de aşkın için sana bir vakit vermiştir. O zaman boyunca bi çare beklemen gerek.. Beklemediğinde batağa saplanır, beklediğinde feraha kavuşursun. Bu teşbihe göre her mü’minin iftar vakti aşkına göre değişir. Bir müslüman kız veya erkeğin karakteri olgunlaşmışsa ve servet-ü hayran olduğu şahsında huy ve insaniyeti aynı yönü gösteriyorsa o gençlere ‘Aşk haramdır.” demek kötüdür aslında. Çünkü iftar vakitlerine müdahale edilip oruç uda bozdurmamak gerekir. Şu sebeptendir ki;
Hakkın kalemi düşünceleri değil amelleri işler.
Bir mü’min için izdivaç ‘vaktinin’ ve ‘doğru kişinin’ geldiği görünüyorsa çok sevdiğim bir hocamın güzel bir sözünü paylaşmak isterim. ‘Gönüllere AŞK düşmüş ise tek çaresi NİKAHTIR.’ … Kulları körü körüne harama itmeye hacet yoktur.
Aşkı bulmak zordur. Bulmuşken kayıp edilmesine sebep olmakta vicdan azabıdır. Herkes bu güzel duyguyu aynı yaşta bulamaz. Kimi toprak oynarken bile aşkın zirvesini yaşar kendince, kimi toprak olmuştur fakat sevdasını yaşayamamıştır gönlünce.
Herkes aşkı başka şekilde ve renkte yaşar. Oda ayrı bir konudur. Aşk kimi kul için tebessüm derken, kimi kul içi göz yaşıdır. Birisi için deniz mavisiyken bir başkası için zifir-i karanlık olabilir. Sevgiyi yaşayan kendisi ne çekmiş ise yalnız onu bilir. Aşk denilen duygu parmak izi gibidir, kar tanesi gibidir. Her duygunun yaşanması ve hissedilmesi farklıdır. Aşığın biri bulutların üstünde arz-ı endam ederken bir diğeri piskolojik yönden dibe vurmuş olabilir.

Sözün Kökü; AŞK
Kişisine, kişiliğine ve vaktine göre değişir.
Fakat her aşkın tek bir ortak noktası vardır.
Bir seven gönül vardır, bir de sevilen,
Ve bu hoş duyguları ruhumuzla haşr eden,
AŞKI AŞKLA YARATIR!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir