Aylardan Muharrem Günlerden Aşure

Bugün mutfaklarda tatlı bir telaş var… Takvimler Muharrem 10, yüreklerde Kerbela hüznü, dillerde tufan masalları, yüzlerde paylaşmanın verdiği huzur, mutluluk…

Baklalar kaynatılır, yemişler havanda dövülür, incir, kayısı, elma kuruları dilimlenir… Her biri birer mucize örneği, yaratılış harikası narlar kabuklarından ayrılırken lisan-ı hal ile bir şeyler anlatır bugün…

İnancımıza göre Muharrem ayının 10. günü aşure günü olarak anılmaktadır. Aşure, Arapça asıllı bir kelime olup, ‘on’ manasına gelen a-şe-ra kökünden türetilmiştir.

Bilindiği gibi Hz. Nuh (a.s) kavminden mümin olanları Allah’ın emriyle bir gemiye almış ve yola çıkmış, geride kalanlar ise helak edilmişlerdir. Hz. Nuh (a.s) ve beraberindekilerin uzun müddet su üzerinde seyrettikleri ve ellerinde bulunan yiyecekler tükenince kalan malzemeleri birleştirerek bir yemek meydana getirdikleri rivayetleri elde mevcuttur.

Yokluk zamanında çaresizlik neticesinde elde edilen bu çorba, günümüze kadar ulaşmış ve Muharrem ayı ile birlikte anılan bir lezzet halini almıştır.

Müslüman Türklerin dinî halk geleneğinde önemli bir yere sahip olan aşure, Muharrem ayında 10. günden itibaren özel merasimlerle pişirilip dağıtılan tatlıya ad olmuştur.

Aşure, Osmanlı mutfağında en önde gelen tatlılar arasındadır. Sarayda aşçılar ve kiler ağaları tarafından hazırlanan ve sütlü ve süzme olmak üzere çeşitlendirilmiş de olan bu tatlı onuncu günden itibaren ‘aşure testisi’ adı verilen özel kaplarda saray dairelerine ve halka dağıtılırdı.

Anadolu’da zengin aileler ve esnaf teşkilatları tarafından pişirilen aşureler de yine merasimlerle dağıtılır, bazı bölgelerde ise aşure dağıtımının ardından kurban kesilirdi.

Günümüzde ise her Muharrem ayında komşu, akraba ve tanıdıklarla paylaşılan bu enfes tat, zıtların birliğini fısıldar uyanık kalplere… Market raflarında bile bir arada bulunmayacak onca malzemenin birleşimiyle ortaya çıkan şey şaşırtıcıdır…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir