Köyde Çocuk Olmak

Köyde çocuk olmak; dağların, tepelerin, akarsuların, rengarenk ağaçların, cıvıl cıvıl öten kuşların, yemyeşil çayırların ve doğanın eşsiz ahengiyle büyümek demektir. Karnın acıktığında tarladaki pırasadan, kırmızı domateslerden, biberlerden ve taptaze salatalıklardan koparıp, annenin saçta yaptığı yufkanın arasında yedikten sonra oyununa devam etmektir.

Köyde yaşamak; tüm köy çocuklarını birer birer tanımak, onlarla iyi ve kötü günde can kardeşi olup paylaşmayı öğrenmek, onlarla köyün akarsuyunda yüzmek, yorulana kadar kan ter içinde top oynamak ve akşam ezanı okununcaya dek dışarıda olmak demektir. Şehir çocukları gibi değildir bu çocuklar.. şikayet etmez, korur kollarlar birbirlerini. Anneleri terlediklerinde sırtlarına havlu koymaz, şehrin beton duvarları arasında hapsolmaz bu çocuklar. Özgürdürler! Dağ tepe ova demeden her yeri oyun alanı bellerler.
Traktör giderken kasasına yapışır, sinekler için dolanan mazot kamyonun dumanın ardından koşup mutlu olurlar. Köy çocuğu olmak çok hasta olmamak, hasta olunca çabuk atlatmak, koca kışı öksürmeden dolaşmak, kuzine sobalarda pişen yemekleri yemek ve üzerinde kestaneler pişirmek, sobanın çıkardığı hararetli sesin arasında mışıl mışıl uyumak, meyve ve sebzenin hormonsuzundan beslenmek, sabahın mis kokusunda çayla doğal köy kahvaltısı yapmaktır.
Yaz gelince düğünlere koşmak, gelin konvoyunun önünü kesip bahşiş almak, düğünde atılan para ve şekerleri kapışmaktır. Gene yazları; tüm çocuklarla kuran kurslarına gitmek, namaz kılarken büyüklerden korkup ama aldırış etmeden kakır kakır gülmek, diğer çocuklara rezil olacağım diye sûre ve duaları en önce ezberlemeye çalışmaktır. Köyde çocuk olmak anne ve babasıyla bağ bahçeye gidip onlarla akşama kadar çalışmak, tarlada kurulan sofradaki soğan, domates, biber, peynir ve bazlamadan büyük tat alarak yemek, annesi çeşmeye su doldurmaya gönderdiğinde boş şişeyi kafasına vura vura gidip, yolda su izleri çıkarmak demektir. Düşmeden çıktıkları erik ve çağla ağaçlarından topladıkları meyveleri, bir poşetin içine koydukları tuzla kütürdeterek yemektir köyde çocuk olmak.

Lapa lapa kar yağdığında çıplak ellerle kocaman kar topu yapıp onu tepelerden yuvarlamak, köyün diğer çocuklarıyla kar topu savaşları yapmak, evden alınan poşetle dağ bayır kaymak, ayak değmemiş kar yığınlarına doğru koşmak, elektrik kesildiğinde gaz lambasının ışığında çeşitli oyunlar kurmak, dışarıdan toplanan karlarla boğazlar ağrıyıncaya kadar karlı pekmez yemektir.
Köyde çocuk olmak okulda herkesle aynı şiveyle konuşmak, yırtık elbise ve ayakkabısı olunca alay edilmemek, sobalı ve katran kokulu sınıflarda öğretmenin nasihatleriyle hayaller kurmak, yoldan geçen hayvan seslerini yadırgamamak, yerli malı haftasında evde ne varsa onu getirmek ve az ödevlerle eve dönmektir.
Köyde çocuk olmak akşamlara kadar oyun oynamak, hep aynı yaşta kalmak, tozlu yollarda gezmek, ellerin nasır tutması, içinin saf ve temiz olması demektir.
Köyde çocuk olmak hayattan çok şey beklememek, elindekiyle yetinmek, fazlasını istememek, hayal gücüyle gerçek hayatı birleştirip eğlenmek, oyuncak yerine köşe bucak kola tenekesi arayıp üzerine basıp yine onunla çift kale maç yapmak, kirlenen elleri tulumbada yıkamaktır.
Köy çocuğu olmak saflıktır, doğallıktır, saygınlıktır, kültürdür. Kendilerince, olan dünyayı en iyi hale getirmektir.
Şehrin tüm kötülüklerinden uzak ve temiz bir yaşamdır. Emeğin değerini bilmektir. Hayatı koklayarak, yaşayarak, sıkıntılar çekerek anlamaktır. Köy çocuğu olmak gururla yaşamaktır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir