Samimiyet

Ülke olarak hiç unutmamakla birlikte hatırlamak istemediğimiz şehit haberlerinin, terör eylemlerinin ve sokak çatışmalarının yine gündemimizden düşmediği sıkıntılı günlerden geçiyoruz. Ve bu sıkıntılar bize bir kez daha samimiyetsizlik kelimesinin ne anlama geldiğini gösteriyor.

Fazla değil, 2 ay kadar geriye gidip oluşturulan atmosferi hatırlarsak görebileceğimiz yegane şey HDP’nin ne kadar barışçıl, ne kadar demokratik ve başta Selahattin Demirtaş olmak üzere HDP’li vekillerin ne kadar iyimser olduklarıydı. Ne var ki bunda Demirtaş’ın batıdaki konuşmaları kadar bu samimi(!) konuşmaların üzerinden harika(!) bir algı oluşturan medyanında payını unutmamak gerek… Saz çalıp türkü söyleyen, barışın sembolü Demirtaş ne ki… Kandilde yere izmarit atılmamasına kadar varan algı oluşturma çabalarıyla girdiğimiz seçimlerin sonucunda da: HDP, istediğini alabilen tek parti olarak çıktı karşımıza… Her şey de burada başladı aslında, ne kadar samimi olunduğu daha doğrusu olunamadığı o günden itibaren görülmeye başlandı.

Şimdi… Bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak merak ediyorum…

Seçim sonucunu, HDP; Türkiye partisi oluyor şeklinde yorumlayan Demirtaş; her IŞİD eylemine demediğini bırakmazken, PKK’nın gerçekleştirdiği eylemleri neden terör eylemi olarak adlandırmamakta ve kınamamakta. Daha da ötesi hem HDP hem de malum medya IŞİD’e karşı etkisiz kalındığını söylerken, IŞİD’e yapılan operasyonların ardından bir kez daha samimiyet(!) örneği teşkil edercesine neden operasyonları eleştirecek bir yön aramakta?

Demirtaş, 28.10.2015’te partisinin grup toplantısındaki “Silahlar bırakılacak diye söz verildi. Bu ülkenin Cumhurbaşkanı PKK’nın silah bırakmasını önlemiştir” sözlerini neye dayandırmakta? Ve verilen sözler neden PKK’ya yönelik operasyonlar başladığında akıllara gelmekte?

Demirtaşın, Miting meydanlarında sırf kendi fikrinde olmadığı için eline alıp “iktidara geldiğimizde el koyacağız” diyerek hedef gösterdiği medya organlarından bazılarının önüne koyulan ve patlaması önlenen bomba hakkında kimlere ne kadar pay düşmekte?

Sadece Demirtaş ve medya üzerinden de gitmemek lazım samimiyet konusunda… Mesela, HDP vekil adaylığı kesinleştikten sonra “Türk ordusuna ve devletine silah sıkıldığı gün ben yokum” diyen Celal Doğan, yaşanan olaylar üzerine; partisinin barıştan yana olduğunu bu yüzden istifaya gerek olmadığını içeren samimi(!) bir açıklama yaptı.

HDP eş genel başkanı Figen Yüksekdağ’ın “Biz sırtımızı YPJ’ye, YPG’ye ve PYD’ye yaslıyoruz bunu söylemekte ve savunmakta hiçbir sakınca görmüyoruz. Sırtımızı kime yasladığımızı söylüyoruz, bundan sonra da yaslamaya devam edeceğiz.” sözlerinin, HDP’nin Türkiye partisi olma yolundaki yeri nedir?

Daha da kötüsü, belki de en kötüsü: HDP Hakkari Milletvekili Abdullah Zeydan’ın “PKK, Türkiye’yi ve Ortadoğu’yu güller bahçesine çevirmek için ortaya çıkmış barış ve halk hareketidir. Eğer PKK Türkiye’yi güller bahçesine çevirmek istemeseydi, PKK’nın öyle bir gücü var ki, sizi tükürüğüyle boğar.” Sözleriydi. Bir parti düşünün ki: Vekili, üyesi olduğu meclisin temsil ettiği ülkeyi, terör örgütü PKK’nın tükürüğüyle boğabileceğini söyleyen…

Bunlar ve benzer bir çok örnekte görülen tek şey SAMİMİYETSİZLİK’ tir.

Bu vesile ile tüm şehitlerimize bir kez daha Allahtan rahmet diliyorum.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir