Terâziyi Şaşıran Etmenler

Dünyada adâlet var mıdır? Ya da dur dur! Önce adâlet kavramını tartışalım.Nedir sizce adâlet? Terazinin dengesini sağlayarak sadece haklıyı haksızı ayırt etmek midir? Yoksa, yine terazinin dengesini sağlayarak herkese hak ettiği değeri vermek midir? Evet, bence budur ve dikkatinizi çekerim “herkese” kelimesini kullandım. Yâni daha genel bir tâbirle adâlet; hiç kimseyi birbirinden (zengin-fakir,güzel-çirkin,beyaz-zenci vs.) ayırt etmeksizin haklıya hakkını, haksıza haddini bildirme icrâsıdır.
Tabi putların isim değiştirdiği ve parayı tapınak hâline getirdiğimiz, haklının güçlü değil, güçlünün haklı olduğu günümüz materyalist dünyasında maddi- manevi birçok etmen ortaya çıkmış ve bu etmenler de terazinin dengesinin şaşmasına, adâlet kavramının da manâsının değişmesine neden olmuştur.
Televizyonlardan, internetlerden, radyolardan, sosyal medyadan duyuyoruz; bedelli askerlik 18 bin lira oldu! Falanca iş adamının oğlu suç işledi, fakat suçu destekler yeterli delil bulunmadığı için serbest bırakıldı! Falanca sanatçı konser vermek için Türkiye’ye geliyor, izleyiciler o meraklı anı tüm heyecanıyla bekliyor vs vs. Daha birçok örnek sıralayabilirim sizlere.
Hiç duydunuz mu şu iş yeri sâhibinin oğlu Şehit olmuş, falanca zenginin oğlu Gâzi olmuş? Duymadınız, duymayacaksınızda! Nerede fakir, gecekonduda yaşayan, üç kuruşla geçimini sağlayan, kışları evinin çatısı akan, düşkün analar babalar varsa hep onların evlâtları Şehit, Gâzi oluyor.

Peki sorarım size,nerede ülkeyi müdâfaa etmek için tek yürek olacak Vatan evlâtları? Nerede Atalarımızın “askerlik kutsaldır” sözünün muhatabları? Nerede ülkeyi düşmana karşı savunmak için gözünü bile kırpmadan çarpışacak olan yiğitler? Nerede Adâlet gören var mı?

Babasının hayrına taa yurt dışından bedavaya gelmiyor değil mi bu sanatçılar? Milyonlar veriliyor onlara gelmesi için ve bir ailenin geçimini sağlayacak fiyatta bilet alıyoruz onları izlemek veya dinlemek için. Evet, kimilerinin başını sokacak bir evi, karnını doyuracak bir tabak yemeği,sırtını yaslayacağı bir yastığı,ısınmak için yakacağı  olmazken; kimileri de filanca ülkenin sanatçısı dolabındaki pahalı elbiseleri, mücevher kutusundaki mücevherleri artırsın diye uğraşıyor -ki kendi ülkemizdeki insanlar açken ve beş, on liraya muhtaçken…
Şimdi soruyorum size nerede  Adâlet anlayan var mı?

Filanca marka sâhibinin oğlu suç işlemiş, karakoldan adliyeye sevk edilmeden önce bir telefon on avukat “-serbestsiniz.” Aynı suçtan bir başkası yargılanıyor lâkin o içeride. Ortada bir suç varsa ve bu suç bir cezâyı gerektiriyorsa neden o dışarıda da bu içeride? Neden biliyor musunuz? Çünkü o,  fakir! Çünkü o, on avukat tutacak kadar paraya da sâhip değil!
Şimdi sorarım size nerede Adâlet, anlayan var mı?
“Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır” der Efendimiz(s.a.v)! Sizlerde susup bu haksızlıklara ortak olmayın. Susmayın, hakkınızı savunun. Adâletsizlik zincirine sizde halka olmayın!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir