Uyuyan Destanı Uyandırmak

Ne demek uyuyan destanı uyandırmak; tarihimizi, milli duygularımızı, manevi duygularımızı yeni nesile aşılamak ve sevdirmek bence ama sıkmadan ve kırmadan olmak şartıyla. Bence bunun için akıldaki imkansız kavramını yıkmak gerekir çünkü Müslüman dediğin inanır ve inandığı gibi yaşar. Müslümana Kur’an’da zafer vadedildiyse Müslüman da bu aşk ve şevkle yaşamalıdır hayatının her safhasında. Müslüman dik duruşunu yapmış olduğu hâl ve hareketleriyle göstermelidir özellikle bu ahir zamanda. Müslüman hedefini kendini şöyle umutlandırmalıdır bence; ahir zamanı bir avantaj olarak görmeli bu kadar fitne bombardımanının altından kalkmayı Peygamberimizin (sav) sabrını örnek alarak onun sünnetini hayata geçirerek yapabileceğimizi anlaması gerekir.
Biz bunları ecdadımızdan ve atalarımızdan gayet iyi ve açık bir şekilde görüyoruz; onların yapmış olduğu eserler ince düşünmeleri gibi özellikleri bizlere ne kadar hâya sahibi olduklarını ve İslam’a olan bağlılıklarını gösteriyor zaten. Cennetmekan Abdülhamid Han’ın hicaza döşettiği demir yolunun Peygamberimiz(sav) rahatsız olmasın diye Medine’ye 6-7 km kala demir yoluna keçe döşetmesi, Yavuz Sultan Selim Han’ın hocasıyla birlikte gezerken hocasının atından sarığına sıçrayan çamuru kendisine bir lütufmuş gibi kabul etmesi, Fatih Sultan Mehmet Han’ın yaşamı boyunca ve nefsini dize getirmek ve dünyanın geçiciliğini kendine anlatmak için kefenini sarığının içinde hayatı boyunca taşıması ve yine Abdülhamid Han’ın devlet işlerine abdestsiz imza atmaması gibi örnekler bize geçmişimizin ne olduğunu gayet iyi ve açık bir şekilde gösteriyor. İşte bizim bu ilhamlar sayesinde kendimizi bir an önce toparlayıp İslam birliğini sağlamamız şarttır. Müslümanlar bir olmadıkça ve kafir kavimlere karşı el ele verip birlikte mücadele vermedikçe Müslümanların böyle eziyet içinde olması muhakkaktır. Müslüman hiçbir zaman bir kişiyi inancından veyahut görüşlerinden dolayı incitmez ve aşağılayamaz. Müslüman olmak aynı zamanda saygı duymayı gerektirir. Bizim bozulmaya doğru giden aile kavramını bir an önce düzeltmeye çalışıp iyi nesiller yetiştirmemiz şarttır. Buda ancak ve ancak genç neslin uyanması ve İslam’a dört kolla sarılmasıyla gerçekleşir. Çünkü donanımlı bir anne ve babanın olması demek sağlam bir neslin temelidir. Bütün genç arkadaşlarıma ve bütün Müslüman Türk gençlerine çağrım İslam’ı ve gerçek tarihimizi çok iyi bilmemiz gerektiğidir. Genç olmak çok değerlidir; özellikle Müslüman bir genç. Ahir zamanın bütün zorluklarına rağmen dimdik ayakta durabilen, iffetin ve dik duruşun simgesi olabilen genç. Böyle gençler yetiştikşe, yani milli ve manevi duygularına bağlı genç; eminim ki o gün de gelecektir. Yani uyuyan destan uyanacaktır Allah’ın izni ile.. Allah bizlere bu şuuru nasip etsin İnşallah. Yazımı bitirirken Arif Nihat Asya’nın şu mısralarıyla bitirmek istiyorum:
Bu kitaplar Fatihtir, Selimdir, Süleyman’dır.
Şu mihrap Sinanüddin, şu minare Sinan’dır.
Haydi artık uyuyan destanını uyandır.!
Bilmem, neden gündelik işlerle telaştasın
Kızım, sen de Fatihler doğuracak yaştasın.!
Delikanlım, işaret aldığın gün atandan
Yürüyeceksin… Millet yürüyecek arkandan !
Allah bizi zaferimizde emin kılsın. Unutmayalım ki zafer ancak ve ancak inananlarındır!

Uyuyan Destanı Uyandırmak” için bir yorum

  • 21 Aralık 2016 tarihinde, saat 17:47
    Permalink

    Yüreğine sağlık ömer bey çok güzel içten yazılmışsın senin gibi güzel düşünen olduğu sürece bizler dimdik oluyoruz

    Yanıtla

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir